logo

Lalezarforum » GÜNCEL KONULAR VE MUHABBET » İslam ve İnsan » Tasavvuf
--- Râbıta ve tevessül
Kullanıcı Adı:  
Parola:     
    Giriş Üye Ol Yardım Üye Listesi Takvim Yeni Mesajlar Arama
Kayıt Olabilmek İçin Kutucukların İşaretini Kaldırmayın
Hızlı Kayıt Ol
Kullanıcı Adı Şifre Şifre Tekrar Email Email Tekrar



Bu Konuyu Görüntüleyenler
Cevapla  Konu Gönder 
Konu Görünümü | Doğrusal Görünüm
Râbıta ve tevessül
Yazar Mesaj
Seyyah
General
*




Üye Bilgileri
Mesaj Sayısı : 758
Üye no : 49
Durum :
 Rep BiLgisi
Rep Derecesi : 5
Rep Ver :

Mesaj: #1
Râbıta ve tevessül


RÂBITA VE TEVESSÜL ŞİRK MİDİR?

Âdemi en güzel surette yaratıp, âlemin nümûnesi, mahlûkatın en şereflisi, en üstünü kılan... Onu, hilâfet rütbesiyle şereflendirip diğer yaratılmışların saygısına lâyık, emrine râm eyleyen... İhtiyaçlarını gidermesi, necâta kavuşup derecelerini yüceltmesi, gâyelerin en sonu ve kurbiyetin en üst mertebelerine ulaşabilmesi için sebepler-vesîleler halk eden Allah Teâlaya hudutsuz hamd ve senâlar olsun.

Topyekün mahlûkat ve mümkinâtın eşrefi-ekmeli ve efdali... Nebîlerin ve Resûllerin imâmı... Cenâb-ı Hakkın habîbi Hz. Muhammed Mustafâya nihâyetsiz salât ve selâm olsun.

Bütün rahmet ve rızâ-yı İlâhî, Sevgili Peygamberimizin âl ve ashâbı ve onların izini tâkip eden, kıyâmete kadar da bu yoldan ayrılmayan Ümmet-i Muhammed üzerine olsun.

Bizleri meccânen yaratıp meccânen rızıklandıran, keza meccânen mağfiretini, meccânen de Cemâliyle şereflendirmesini dilediğimiz Yüce Mevlâmız, kitabımız Kurân-ı Kerimde, bütün müminlere hitâben buyuruyor ki:

Ey iman edenler! Allahtan korkun, ona (yaklaşmaya) vesîle arayın ve onun yolunda (zâhirî ve bâtınî düşmanlarla) mücâhede edin ki, felâha erebilesiniz.(1)
Bilindiği üzere lisânımızda vesîle; yol, vâsıta, sebep mânâlarını ifade etmektedir. Binâenaleyh, kendisi ile arzu edilen bir maksada-gâyeye ulaşılan her şeye vesîle denildiği gibi, bundan müsteâr olarak gerek günahların terki ve gerekse işlenen ibâdet ve tâatlardan kendisiyle Allâha tevessül olunan her şeye de vesîle denir.

Bu âyet-i kerîmede geçen vesîle, tefsirlerde çeşitli şekillerde açıklanmıştır. Bunlar içerisinde mürşid-i kâmile ve râbıta-i şerifeye de işâret edenler olmuştur. Âyet-i celîlede açıkça görülüyor ki; Rabbimiz (c.c.) müminlere, Zât-ı ulûhiyetine yaklaştıracak vesîleyi arayıp bulmalarını emrediyor. Yine erbâbınca mâlumdur ki, mümini Allâha (c.c.) götüren yolların en üstünü, en kısa ve kestirme olanı da, râbıta yoludur. O da, kâmil ve mükemmil(2) bir mürşide(3) mürâcaat edip, mâneviyat yolunda onun rehberliğini kabul etmekle mümkündür.

OKUMAK İÇİN MUTLAKA BİR HOCAYA MUHTACIZ

Eğitim ve öğretim için bir hocaya ihtiyaç olduğu gibi, mânevî terbiye için de kâmil ve mükemmil bir mürşide ihtiyaç vardır... Allah Teâlâya yaklaşmada en güzel vesîle onlardır. Bu itibarla, Allah yolunda yürüyüp mesafe almak isteyen hiçbir mümin, kendisini bu ihtiyaçtan müstağni addedemez, buna ihtiyacım yok diyemez. Bakınız, bu hususu şâir ne güzel ifade etmiş:

Deme aşk içre bana kim ola reh-yâb-ı tarîk...
Gir hemân sen yola, Allâhü veliyyüt-tevfik.(4)

Ne var ki, her şeyin olduğu gibi, râbıta-i şerîfenin de inkârcıları, kabul etmeyip karşı çıkanları hep olagelmiştir. Bunlar, dînin hakîkat ve mâhiyetini bilmeyen cemiyetlere musallat olmuşlar; bir takım bidat ve dalâletleri yaymaya çalışmışlardır.

Kezâ, günümüzde de belli alan ve çevrelerde faâliyetlerine devam etmektedirler ve bu hususta, bilhassa tasavvufu ve tasavvuf erbâbını hedef almışlardır. İşin farkında olmayan bazı insanlar da, bu bidat ve dalâlet ehlinin yalan ve iftiralarına maalesef âlet olmuşlar; ebedî hayatlarının hüsranla netîcelenmesine yol açabilecek tavır ve hareketlerin içinde yer alma gafletini göstermişlerdir!

RÂBITA EHLİNE PUTPEREST DİYENLER

Hz. Alinin (k.v.) torunu Zeynelâbidîn (r.a.), yaşadığı devirdeki râbıta-i şerîfe inkârcılarına işâretle Arapça manzûm olarak (şiir üslûbu ile) şunları söylemiştir:

İnnî le ektümü ilmî cevâhirahû...
Key lâ yerâ zû cehlin fe yeftetinâ!
Lekad tekaddeme fî hâzâ Ebû Hasenin,
İlel-Hüseyni ve vassâ kablehül-Hasenâ...
Yâ rubbe cevheri ilmin lev ebûhü bihî;
Le kıyle lî ente mimmen yabüdü el-vesenâ!
Ve le estehille ricâlün Müslimûne demî;
Yeravne akbeha mâ yetûnehû hasenâ.

Meâli: Ben, câhil kimselerin, anlayışsızlıkları yüzünden fitne çıkarmalarını önlemek için, ilmimin cevherlerini gizlerim. Büyük babam Hz. Ali ve babam Hz. Hüseyin de böyle yapardı. Büyük babam, amcam Hz. Hasana da böyle yapmasını vasiyet etmişti (r.anhüm). Zira nice ilim cevheri vardır ki, ben onları açıklamış olsam, bana, Sen putperestsin! diyerek, Müslümanlardan birçokları şüphesiz kanımı helâl addeder, öldürülmemi isterlerdi. Sonra da, yaptıkları bu en kötü işi yani haksız yere adam öldürmeyi güzel görürlerdi.

Huccetül-İslâm İmâm Gazâlî (M.1058-1111) hazretleri, Minhâcül-Âbidîn isimli eserlerinin evvelinde, bu sözleri şiir hâlinde ondan rivâyet etti.
Muhyiddîn-i Arabî (M.1165-1240) hazretleri de, Fütühât-ı Mekkiyenin otuzuncu bâbında zikrettikten sonra dedi ki: Üçüncü beytin sonunda geçen, el-vesen: put sözü ile Zeynelâbidîn radıyallâhü anh, maksadına, yani râbıtaya işâret etmiştir.(5)

Velhâsıl râbıtadan bahsetmiş olsa, Müslümanlardan birçoklarının kendisine, putperestsin! diyerek, katline hükmedeceklerini... Ve bu şeni fiili de, iyi bir iş yapıyoruz zanniyle işleyeceklerini ifade ediyor.

Yine bunun gibi, yakın zamana kadar, mürşidi olan zâtın fotoğrafını teberrüken evinde veya işyerinde bulunduran râbıta ehli için, bunlar resme tapıyor, müşriktirler, diyerek onları, Müslümanlar nazarında kötü gösterme; bölücü ve yıkıcı olduklarını iddia ederek, belli mihrakları zaman zaman onların aleyhine kışkırtıp harekete geçirerek huzûrlarını kaçırma, zarar ve ziyana uğratma gayretkeşlikleri vardı... Ve hâlen de, az veya çok vardır, kıyâmete kadar da olacaktır... Bunda şüphemiz yok. Maksadımız; öncelikle tasavvufta tevessül ve râbıta-i şerifenin İslâmın dışında bir husus olmadığını anlatmaya, konuya küçük de olsa bir ışık tutmaya çalışmak. Tâ ki bu mâhut gürûh, tamâmen dînin özüne ve aslına istinat ettiği halde, râbıta-i şerifeyi dîne aykırı bir şey sanıp, tasavvuf ehline dil uzatmasınlar.

Konuyu kısaca toparlamak gerekirse râbıta-i şerife, şer-i şerifin bâtını ile alâkalıdır. Kaal(6) işi olmaktan ziyade hâl(7) işidir. Tabii ki bu sâhada söz söylemek de hâl ehline ait olmalıdır. Ancak, maddî-mânevî bütün acziyetimize rağmen, Memur mazûrdur fehvâsınca, Allah Teâlânın tevfîkine, Resûlünün şefâatine, ricâl-i mâneviyenin himmet ve teveccühlerine sığınarak biz de gereği kadar bir şeyler söylemeye çalıştık. Çünkü mümin olarak Allâhın memuru, dînin memuru, Kurânın memuru, Resûlüllâhın memuruyuz. İlâhî feyz ve bereketi yaymaya, insanlara ulaştırmaya memuruz...(8) Memura düşense vazifesini yapmaktır.
Hâl böyle olunca yazdıklarımızın yeterli ve kusursuz olduğunu söylemek kadar abes bir şey de olamaz elbette.

Cenâb-ı Hakka duâ ve niyâzımız; biz müminlere açıklayıp öğrettiği üzere, Rabbim, bana hikmet ver ve beni sâlihler zümresine ilhak eyle.(9) Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâ edersek, bizi hesaba çekme(10) diyerek iltica ediyoruz. Çalışmalarımızı rızâsına muvâfık, gayretlerimizde bizleri muvaffak kılarak istifâde ve istifâza nasib eylesin.

DİPNOTLAR
(1) Kurân-ı Kerim, Mâide sûresi, 5/35; Hâzin, Mecmûatün minet-Tefâsîr, Hâşiye, 2, 278.
(2) Bazı telif ve terceme eserlerde yazıldığı gibi mükemmel değil, doğrusu mükemmildir. Zira mürşidin sadece kâmil olması yani kendisinin olgunlaşıp mükemmel hâle gelmesi kâfi gelmez; ayrıca mükemmil de olması lâzımdır ki başkalarını da tekemmül ettirebilsin, kemâle erdirip mükemmelleştirebilsin.
(3) Mürşid, irşâd eden, gafletten uyaran, doğru yolu gösteren, kılavuz mânâsınadır. Tasavvufta tarîkat pîri, şeyhi demektir. Mürşidlik, Allâhın nûrunu, insanların kalblerine aşılamak, onları hak yolun yolcusu yapmak, kötü ve çirkin hareketlerden muhâfaza etmektir. Mürşidin gerçek kerâmeti ise, ümmet-i Muhammede hidâyet yolunu göstermektir.
(4) Aynî, M. A., İslam Tasavvuf Tarihi, İstanbul 1985, s. 91, 2 nolu dipnot. Açıklama: Reh-yâb: yol gösteren, kılavuz; veliyyüt-tevfîk: muvaffak kılan, başarıya ulaştıran dost ve sâhip. Hâsılı, demek istiyor ki şâir: Bana aşk içinde yol gösteren kim olacak deme! Sen hemen yola gir, muvaffâkiyeti ihsan eden dost ve sâhip Allahtır.
(5) İbrahim Fasîhuddîn b. Sıbgatullah b. Esad el-Hayderî, Tuhfetül-Uşşâk fî İsbâtir-Râbita, s.11.
(6) Kaal, kelime olarak, dedi mânâsınadır. Tasavvuf lisânında ise kaal ilmi, zâhir ve şerî ilimler demektir. Kaal dili, zâhirden ve şerî hükümlerden söz etmektir. Kaalde kalmak; lafızda kalıp mânâyı kavrayamamak, tasavvufî hakîkatleri idrâk edememektir. Kaale kalan kalakalır denilmiştir. Kaal şeyhi de, sahte şeyhler hakkında kullanılan bir tâbirdir.
(7) Lûgatte, vaziyet-durum mânâlarında kullanılan hâl kelimesi; tasavvuf ıstılâhında, insanın irâdesi, çabası olmaksızın sırf Allâhın bir lûtfu olarak kalbe gelen mânâlar, feyz-bereket-marifet-his ve heyecan demektir. İlm-i hâl, bâtınî-tasavvufî ilimdir. Hâl sahibi demek, velî yani Allah dostu demektir. Sûfîler, Hâller amellerden mevrûstur derler. Yani amellerin neticesi, onların meyveleridir.
(8) Erol, Ali, Hâtıratım, s. 22-23.
(9) Kurân-ı Kerim, Şuarâ sûresi, 26/83.
(10 Kurân-ı Kerim, Bakara sûresi, 2/286.


® Her Hakkım Saklıdır.
|l|lllll|lll||ll||lll|||lll|ll
²¹°¹³²¹³ °¹²¹³¹³ °¹²¹³

Bu Mesaj 08-10-2008 02:46 PM değiştirilmiştir. Değiştiren... : Derbent.

30-01-2008 01:09 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla  Konu Gönder 

Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  Kur'an ve Sünnette Rabıta... Derbent 0 29 15-07-2008 12:20 PM
Son Mesaj: Derbent
  Râbıta nedir, ne değildir? Seyyah 0 73 30-01-2008 01:07 PM
Son Mesaj: Seyyah
  Yolların en kestirme olanı râbıta yoludur Seyyah 0 67 30-01-2008 01:04 PM
Son Mesaj: Seyyah
  “Tevessül” nedir, neyle ve kimle yapılır? Seyyah 0 56 30-01-2008 01:00 PM
Son Mesaj: Seyyah

Yazdırılabilir Bir Sürümü Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Bu Konuyu Favorilerime Ekle

Forumlar Arası Geçişi

İletişim - Anasayfa - Yukarı Dön - İçeriğe Dön - Arşiv - RSS Syndication

Türkçe Çeviri: MyBB Turkiye
Üretici: MyBB 1.2.11
Lisans Hakları © 2002-2009 MyBB Group
Search Engine Optimization by SpiceFuse
Alt Forumlar Eklentisi by DragonFever
CleanBlue Theme Çeviri : ArchAngel
CBACK.DE CrackerTracker
Site Tasarım : ÇaKaL
Google Pagerank Checker