logo

Lalezarforum » GÜNCEL KONULAR VE MUHABBET » İslam ve İnsan » Tasavvuf
--- Sâlike râbıtanın lüzumu, tesiri ve faydaları
Kullanıcı Adı:  
Parola:     
    Giriş Üye Ol Yardım Üye Listesi Takvim Yeni Mesajlar Arama
Kayıt Olabilmek İçin Kutucukların İşaretini Kaldırmayın
Hızlı Kayıt Ol
Kullanıcı Adı Şifre Şifre Tekrar Email Email Tekrar



Bu Konuyu Görüntüleyenler
Cevapla  Konu Gönder 
Konu Görünümü | Doğrusal Görünüm
Sâlike râbıtanın lüzumu, tesiri ve faydaları
Yazar Mesaj
Seyyah
General
*




Üye Bilgileri
Mesaj Sayısı : 758
Üye no : 49
Durum :
 Rep BiLgisi
Rep Derecesi : 5
Rep Ver :

Mesaj: #1
Sâlike râbıtanın lüzumu, tesiri ve faydaları


A) LÜZUMU

Nefsi tezkiye ve rûhu tasfiye yolunda, melekî rûhun en büyük gıdâsı râbıtadır. Rûhânî yolda râbıtasız terakkî müyesser olmaz.

Mürîdin, mânevî cereyânı çekip letâifini aydınlatabilmesi için, kalbini, transformatör vazifesi gören mürşidinin kalbine bağlaması lâzımdır. Çünkü normalde, insanın kalbi, küçük watlı bir ampul gibidir. Bu sebeple, Allâhın nûrundan faydalanıp letâifini ve etrafını tenvîr edebilmesi için, mutlaka kâmil ve mükemmil bir mürşide ihtiyaç vardır. Aksi halde, gelecek mânevî cereyâna ne ampul mesâbesinde olan kalb, ne de ampulün sahibi durumunda olan mürid tahammül edebilir. Binâenaleyh bu işin de usûlü; feyz-i İlâhînin mahzeni, nûr-i Rabbânînin müvezzii olan mürşid-i kâmile râbıtadır; yani ona bağlanıp onu vâsıta-vesîle edinmektir.

Âyet-i kerimede buyuruluyor ki: Ey iman edenler! Siz telaş etmeyiniz, sabırlı olunuz. Ve sabırda Allah düşmanlarıyla yarışıp onların üstüne çıkınız, sabır yarışında onları geçiniz. Yani imtihan, mücâhede ve muhârebe mevkilerinde düşmanların sabrının üstüne çıkmaya ve nefsinizin arzularını yenmeye çalışınız. Şayet sabırlı olmaya alışırsanız, bunu yapabilirsinz. Ve murâbata ediniz (nöbetleşiniz), ribat yapınız (düşmanı gözetleyiniz). İmamın ardında cemaatle namaz kılar gibi birbirinize bağlanıp vazifede dikkatli olunuz. Bilhassa savaşa düşmanlarınızdan daha hazırlıklı bulunarak atlarınızı bağlayıp hudutlarda karakol bekleyiniz.

Ribât, Allah yolunda devam etmektir. Bu aslında rabt-ı hayl yani at bağlamaktan alınmıştır. Hudutta düşmana karşı atını bağlayıp gözetlemek ve beklemek demektir. Sonra İslâm ülkesinin hudut şehirlerinde bekleyen gâzi ve mücâhidlere, umumiyetle murâbıt denilmiştir. Fakihlerin ıstılâhında ise murâbıt, hudut şehirlerinden birine, bir müddet beklemek için giden kişidir.

Resûlüllüh (s.a.v.) Efendimiz buyurmuşlardır ki, Allah yolunda bir günlük ribât (nöbet tutup zâhirî veya bâtınî düşmanı gözetlemek), dünya ve dünyanın içinde bulunanlardan daha hayırlıdır.(1)
Ve Allahtan gereği gibi korkunuz. Mutlak olarak emirlerine karşı gelmekten sakınınız, onun korumasına koşup sığınınız, ki felâh bulasınız (kurtulasınız). Yani isteklerinize kavuşup temennilerinizde başarılı olasınız.(2)

Âyette geçen râbitû kelimesini İsmail Hakkı Bursevî (k.s.) hazretleri şöyle tefsir etmiştir:

Sınırlarda, bedenlerinizle ve atlarınızla gözetleyicilik yapınız. Nefislerinizi de tâat üzere gözetleyiniz, kontrol altında tutunuz. Nitekim Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki:

Allâhın, hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesîle kıldığı şeyleri size söyeleyeyim mi?
Ashâbın: Evet yâ Resûlellah, söyleyin, demeleri üzerine de şunları saymışlardır:
Zahmetine rağmen abdesti tam almak, mescide çok adım atmak, (bir namazdan sonra diğer) namazı beklemek. İşte bu ribâttır, işte bu ribâttır.(3)

Ribât, lûgatte nefsi hapsetmek mânâsına da gelir. Kendisini cihâda vermek sûretiyle nefsini Allah yoluna hapsedenler için bu tâbir kullanılır, böyle kimselere murâbıt denir. Ancak, abdestini tam alıp, namazlarını mescitte cemaatle kılan ve birini kılınca diğer namazın gelmesini gözetleyen mümin de kalben, rûhen Allah yoluna bağlanmış gibidir. Yani o da bir nevi murâbıttır.

Başka bir hadîs-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:

Allah yolunda bir gün ve bir gece nöbet tutup gözetleyicilik yapan kimse, aynen, bir ay aralıksız olarak oruç tutup namaz kılan ve namazından da sadece zarûri ihtiyacı için ayrılan kimse gibidir.
Bu mükâfat, cihâd-ı zâhiryy-i asgar (görünen düşmanla yapılan küçücük savaş) için böyledir. Peki, ya cihâd-ı bâtıniyy-i ekber (görünmeyen düşmanla yani nefisle yapılan en büyük cihad) için durum nasıldır acaba?..

Şüphe yok ki, nefsi muhâfaza ve murâkabe etme, onu ibâdet ve tâatlere hapsetme hususunda alınacak sevaplar ve dereceler çok daha fazladır.(4) Dolayısıyla nefisle mücâdelenin bir vâsıtası-vesîlesi olan râbıta da o derece lüzumludur.

Hâsılı diyebiliriz ki; cihâd-ı zâhiriyy-i asgarda bile sabır, sebat, komutana itâat ve teslimiyet, düşmanı gözetleme ve irtibat olmadan netîceye varmak, zaferler elde etmek mümkün olmazken, ya cihâd-ı bâtıniyy-i ekber olarak vasfolunan şeytan ve nefisle mücâhedede en tesirli ve en faydalı silah durumunda olan râbıtasız muvaffakiyet, kolayca nasıl mümkün olabilir?!

Evet, kolay olmadığı içindir ki, meşru olan diğer bütün vesîleler gibi râbıta-i şerife de Allah Teâlâ tarafından müminlere emrolunmuştur. Zira başka türlü yollarla nefs-i emmârenin ve şeytanın hîle-tuzak-vesvese ve zulmetlerinden kurtulup netîce ve necâta kavuşabilmek güç, hatta imkânsız denecek derecede zor ve meşakkatlidir.

B) TESİRİ

Râbıtasız zikir, mûsıl değildir. Yani râbıta olmadan yapılan zikirle Hakka-mahbûba kavuşmak mümkün olmaz. Çünkü râbıtasız zikir, zikrolunan Zât-ı ecell-i alâya kâmil bir münâsebet meydana getirmez ki, tam bir istifâde temin edilebilsin... Râbıtada ise, tam bir münâsebet temin edildiği için, zikirsiz de olsa mûsıldır, Hakka ulaştırır.(5)

Râbıta her işte yardımcıdır, imdâda yetişir. Kalbi, nefsânî kirlerden ve şeytânî hîlelerden temizler. Kalb ile zikrin yapılabilmesine istîdat ve kabiliyet elde edilebilmesi için, bütün turuk-ı aliyye büyükleri tarafından, râbıta-i şerîfe lüzumlu addedilmiştir. Râbıta-i şerîfeye devam eden sâlik, İlâhî yakınlığa vesîle olan merdivenlerin basamaklarını süratle çıkar ve çabucak terakkî eder.

C) FAYDALARI

Râbıta-i şerîfe ile kalbte temizlik ve İlâhî muhabbet hâsıl olur... İslâmî akîde (inanç) kuvvetlenir... İbâdetlerin rûhânî zevk ve nûrânî lezzetine kavuşulur... Meselâ, namaza zevk ve şevk ile durulur. Diğer ahkâm-ı şeriyenin edâ ve ifâsında da hiçbir zorlanma olmaz; kolaylıkla icrâ olunur. Çünkü, Ona (yaklaşmaya) vesîle arayın âyet-i kerîmesindeki emre imtisâlen, huzûr-i İlâhîye, o huzûra lâyık olan bir vâsıta ile çıkılmış olur.

Diğer yandan bir şâirimizin teşbihi ile, Şerîat bir binâ; bahçesi tarîkat, meyvesi ise hakîkat ve marifettir. Bu meyveden istifade edebilme âdâbının başı da, vuslat(6)a vesîle olan kâmil ve mükemmil bir mürşide râbıtadır. Zira hakîki mürşidler, insanı Allâha götüren rehberler, kılavuzlar, delillerdir... Allâha giden yolda vesîlelerdir. Resûlüllâhın (s.a.v.) yolu, ahlâkı, hayatındaki tavır ve hareketleri onlardan öğrenilir... Allah onlardan râzi, onlar da Allahtan râzidirler.(7)

Binâenaleyh, mürşid-i kâmile râbıtasız Allah yolunda yürümeğe çalışmak; gece karanlığında yapayalnız, ışıksız-delilsiz, haritasız-pusulasız yola çıkmak gibidir... Böyle bir insan, bastığı yeri görmez, gittiği yeri bilmez... Önünde hendek mi, uçurum mu vardır fark edemez! Bu gibilerin, her an bir tehlikeye düşmelerinden endişe edilir!..

Fakat, mürşid-i kâmile râbıta ile onun rehberliğinde yapılan yolculukta, böyle bir tehlike bahis mevzuu değildir. Çünkü o, gidip gelmiştir. Yolların bozuk ve tehlikeli yerlerini bilir. Kılavuzluk ettiği müridini, oralardan kolaylıkla ve sâlimen geçirir.(8)

DİPNOTLAR
(1) Buhârî, Sahîh, Cihad, 73; Müslim, Sahîh, İmâre, 163.
(2) Âl-i İmrân sûresi, 3/200. Elmalılı M. Hamdi Yazır, a.g.e., 2, 1266.
(3) Müslim, Sahîh, Tahâret, 41; Tirmizî, Sünen, Tahâret, 39.
(4) Tefsîru Rûhul-Beyan, 2, 107-108.
(5) el-Mektûbât, İmâm-ı Rabbânî, 1, 187.
(6) Vuslat ulaşmak, erişmek, ermek demektir. Tasavvuf lisânında ise; Hakka ermek, kemâle ermek, olgunlaşmak, seyr u sülûkünü tamamlamak mânâlarında kullanılmaktadır.
(7) Kurân-ı Kerim, Beyyine sûresi, 98/8.
(8) Şemseddin Nûrî, Miftâhul-Kulûb. s, 6.


® Her Hakkım Saklıdır.
|l|lllll|lll||ll||lll|||lll|ll
²¹°¹³²¹³ °¹²¹³¹³ °¹²¹³
02-02-2008 10:43 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
sefir
Altın Üye
***




Üye Bilgileri
Mesaj Sayısı : 271
Üye no : 9
Durum :
 Rep BiLgisi
Rep Derecesi : 2
Rep Ver :

Mesaj: #2
Ynt: Sâlike râbıtanın lüzumu, tesiri ve faydaları


kardeş bunlar güzel bilgiler ancak, siz bunları biliyormusunuz yoksa öylesine kpyala yapıştır mı yapıyorsun... nedir mürşid kamil..

02-02-2008 10:45 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Seyyah
General
*




Üye Bilgileri
Mesaj Sayısı : 758
Üye no : 49
Durum :
 Rep BiLgisi
Rep Derecesi : 5
Rep Ver :

Mesaj: #3
Ynt: Sâlike râbıtanın lüzumu, tesiri ve faydaları


sefir Yazılan:
kardeş bunlar güzel bilgiler ancak, siz bunları biliyormusunuz yoksa öylesine kpyala yapıştır mı yapıyorsun... nedir mürşid kamil..


Üstadım Ben Bir " TELEBEYİM " Ömür Boyuncada " TALEBE " Olarak Kalacağım... Herhangibir Bağlılığım Bulunmamaktadır. İlgim Vardır ve İlgimi Sizlerle Paylaşıyorum Eğer Sizler Rahatsız Olduysanız Hemen Bu Konuları Paylaşımı Durdurabilirim...

Mürşid-i Kamil Kim Biz Kim.... Nerede Bizde O Şans ve Talih... İnşallah ALLAH (C.C) Bizi İrşad Ettirir...
Selam Saygı Hürmet ve Dua İle...

Not : İlmi Paylaşmak Mühimdir, Önemli Olan Paylaşılan İlimden Elde Edilendir.... (Kopyala Yapıştır Yapsamda Yapmasamda ALMAK İSTEYEN İSTEDİĞİNİ ALIR "ÜSTAD"IM... Rahatsızlık Verdiysem Belirtiniz)


® Her Hakkım Saklıdır.
|l|lllll|lll||ll||lll|||lll|ll
²¹°¹³²¹³ °¹²¹³¹³ °¹²¹³
02-02-2008 10:50 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
sefir
Altın Üye
***




Üye Bilgileri
Mesaj Sayısı : 271
Üye no : 9
Durum :
 Rep BiLgisi
Rep Derecesi : 2
Rep Ver :

Mesaj: #4
Ynt: Sâlike râbıtanın lüzumu, tesiri ve faydaları


siz yanlış anladınız size öylesinizdemek istemedim yani merak ettim nedemek mürşid kimdir nerden bileceksin değil mi.. şu zaman da nerden bulacan anlattıklarınıza göre mürşidi var mı yani bu devrimizde ...herkesin kendini kaybettiği bir zmandayız haksızmıyım

02-02-2008 10:57 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Seyyah
General
*




Üye Bilgileri
Mesaj Sayısı : 758
Üye no : 49
Durum :
 Rep BiLgisi
Rep Derecesi : 5
Rep Ver :

Mesaj: #5
Ynt: Sâlike râbıtanın lüzumu, tesiri ve faydaları


Zamanımızda Mürşid Mevcuttur. Önemli Olan Ona İrşad Etmektir. Bizlerki HZ.PEYGAMBER Efendimizin Müjdelediği " KARDEŞİM " Diye Adlandırdığı İnananlarız.

BENİM EN BÜYÜK İRŞAD ETTİĞİM MÜRŞİDİM " HZ.PEYGAMBER " EFENDİMİZDİR.... ONDAN SONRAKİ İRŞADIM " ABDULKADİR GEYLANİ (GAVS-I AZAM) VE MUHAMMED CELALEDDİN RUMİ (MEVLANA) HAZRETLERİ " DİR.

HZ.PEYGAMER Dışında İrşad Ettiğim Mürşidimin Prensipleri Oldukça Geniş ve Teferruatlıdır. Tasavvuf Olarak Bağım " İSLAMİYET " , Tarikat Olarak Bağlılığım Yoktur.

Zaten Bunlardan Ötesi ve Gerisi " TEFERRUATTIR ". Sanırım Sizleri Aydınlatıcı Bilgilerle Donatmışımdır..

Selam Saygı Hürmet ve Dua İle...


® Her Hakkım Saklıdır.
|l|lllll|lll||ll||lll|||lll|ll
²¹°¹³²¹³ °¹²¹³¹³ °¹²¹³
02-02-2008 11:54 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla  Konu Gönder 

Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  Sâlike râbıtanın lüzumu, tesiri ve faydaları Seyyah 0 62 30-01-2008 01:12 PM
Son Mesaj: Seyyah
  İslâm'da Râbıtanın Şer’î Deliller ile İsbâtı Seyyah 0 90 30-01-2008 01:06 PM
Son Mesaj: Seyyah

Yazdırılabilir Bir Sürümü Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Bu Konuyu Favorilerime Ekle

Forumlar Arası Geçişi

İletişim - Anasayfa - Yukarı Dön - İçeriğe Dön - Arşiv - RSS Syndication

Türkçe Çeviri: MyBB Turkiye
Üretici: MyBB 1.2.11
Lisans Hakları © 2002-2009 MyBB Group
Search Engine Optimization by SpiceFuse
Alt Forumlar Eklentisi by DragonFever
CleanBlue Theme Çeviri : ArchAngel
CBACK.DE CrackerTracker
Site Tasarım : ÇaKaL
Google Pagerank Checker