logo

Lalezarforum » GÜNCEL KONULAR VE MUHABBET » İslam ve İnsan » muhtelif mevzular
--- Şeytanın silahı İNSAN
Kullanıcı Adı:  
Parola:     
    Giriş Üye Ol Yardım Üye Listesi Takvim Yeni Mesajlar Arama
Kayıt Olabilmek İçin Kutucukların İşaretini Kaldırmayın
Hızlı Kayıt Ol
Kullanıcı Adı Şifre Şifre Tekrar Email Email Tekrar



Bu Konuyu Görüntüleyenler
Cevapla  Konu Gönder 
Konu Görünümü | Doğrusal Görünüm
Şeytanın silahı İNSAN
Yazar Mesaj
Derbent
Administrator
*




Üye Bilgileri
Mesaj Sayısı : 1,574
Üye no : 2
Durum :
 Rep BiLgisi
Rep Derecesi : 13
Rep Ver :

Mesaj: #1
Şeytanın silahı İNSAN


ALLAH yaratmış olduğu tüm kullara çok değer vermektedir.Fakat insan bu olguyu kavrayamadığı için hep hatalara sapar.Bir insan yaşam süresi içinde yapmış olduğu tüm hataları kendi elinin ürettiğinden yapar.Fakat,ALLAH sonsuz Gafur,Sonsuz Rahim olduğundan kulunun yapmış olduğu hatları,eğer kulu anlamış ve hatasından dolayı Rabbinden af dilemiş ise ALLAH o kulu affeder.Ne yazık ki insan kendini affetmez ve kendini sürekli kınayıp hor görerek büyük bir aldanışın içine dalar.Aslında içimizden gelen bu yanılgıyı,kınamayı ve kendimizi değersiz görme telkinlerini bizim ezeli ve ebedi olan düşmanımız Şeytan verir.Şeytan bize ALLAH hakkında yalan söyleyip,bizi kendi ellerimizle saptırır durur.Kendini büyük bir adlanıla yetersiz,gereksiz ve günahkar gören kul artık şeytan için çok kolay bir av olmuş ve tüm kötülük ,taşkınlıklara cesaretle dalmayı kendine normal kılmıştır.Bu safhadan sonra artık kul hiç kimseye ihtiyaç duymadan kendi saptırır durur ve kendi kendine şöyle vesveseler verir ALLAH beni uğursuz kıldı,Bu saatten sonra ben iflah olmam,Kısmetim kapalı benim,Ben çok kötü bir insanım,iste semde iyi olamıyorum,ALLAH bile beni unuttu ve bunu gibi daha birçok düşünceleri artık şeytan ihtiyaç olmadan ikinci düşmanı olan kendi öz nefsi üretmeye başlar.Böylelikle şeytan düğmeye basmış ve bir kullun kendi aldanışları ile helakine yol aldırmıştır.
Oysaki Alemlerin Rabbi olan ALLAH kendisine yönelen hiçbir kullunu yalnız bırakmaz ve affeder.İnsana dünya yaşantısında ömür verilmesinin esperisi de budur.İnsan oğlu neden yaşlanana kadar yer yüzünde yaşatıldığının sanıyor acaba,yaşlılığını görmesi için mi!
Hayır,unutmamak gerekirli ALLAH yer yüzünü ve kainatı sırf oyun ve eğlence olsun diye yaratmadı,insanı da başlangıçta topraktan sonra bir spermden ve sonra güçsüzlükten kuvvetli bir yapıda boş bir sebep için kutsal kılınmadı.ALLAH kulunu kınamak ve hor görmek için yaratmadı bilakis onu dünya yaşantısında kendi eliyle kazanacağı onur ve değere eriştirmek için yarattı.İnsan yaşadığı hayatta tabii ki hata yapacak,çünkü onu hatalara sürüklemek için durmadan hesaplar ve senaryolar yazan çok zorlu bir düşmanı var,aynı zamanda bu düşmana yardımcı olan insanlardan,türlü türlü şeytanlardan ve de cinlerden orduları var.Önemli olan şey yer yüzünde hata yapmamak değildir,çünkü insan çok güçsüz ve acizdir,önemli olan hatalardan ders almak ve iyiye,güzele doğru yol tutmaktır.İnsanın ezeli düşmanı bizzat insanın kendisini kullanarak aldanışlara sürüklüyor.Çünkü şeytan insana aldanışlar vermekten başka bir zarar veremez.Alemlerin Rabbi olan ALLAH kullarını yer yüzünde her ayak bastığı yerde korumaktadır.
Evet şeytan insana görülmüyor,insanın bizzat kendisi olarak kılık değiştirip hakim olduğu bedenlerde beliriyor.İnsan kendinin veya benzer türünün şeytan olabileceği düşüncesini benimsemediği için inkar ediyor.Böylelikle iblisin o mükemmel planı kusursuz işliyor.Bu safhadan sonra insan kendinden gelen aslında şeytanın düşünceleri ve telkinleri çok rahat bir şekilde benimsiyor ve hayata geçiriyor.Maalesef bu oyun insanı kendi kendisinin şeytanı yapıyor.O sinsi düşman çok kurnaz,alçak ve hiç bıkıp usanmadan intikam yeminleri eden aşağılık bir mahluktur,insanın ab açık düşmanıdır.Fakat ilimde derinleşmiş olan insanlar ve ALLAHHA karşı sadakatinde şüphe olmayan insanlar,kendilerine gelen telkinlerin hangisinin yüce yaratıcıdan ,hangisinin iblisten olduğunun çok rahat bir şekilde kavraya bilirler.Kendilerini şerre,doymazlığa,aşırılığa,fitne ve fesada,bencilliğe yönelten her düşünce şeytandan,Barış,esenli,merhamet,sabır ve sevgiye yönelten tüm düşünceler Alemlerin Rabbi olan ALLAHTAN gelir.Şeytan insanı ALLAH karşısında küçük düşürmek ister.İnsanın idrak penceresi dışında iblis ile kendi arasında çok çetin bir savaş süre gelmektedir,O ve orduları bir an bile gaflete düşmeden insana şer düşürmek için planlar kurup durur,fakat insan çok rahat ve gevşek karakterde bir canlıdır en azılı düşmanı karşısında bile yeri gelir kendisini zayıf bırakır.İblis bir insanı alt etmek için o insanın değer verdiği kimseleri kullanmaktan hiç çekinmez yeri gelir,annesi,babası,kardeşleri kendi öz çocuğunu bile fitne aracı yapar.Bu sebepten dolayıdır ki,insan yaşadığı sürece bilinçli kalmalıdır,kendine hiçbir şekilde zaaflar yaratmamalıdır.Unutmamak gerekir ki insanın ezeli düşmanı olan şeytan ,insan ölene kadar durmaya hiç niyeti yoktur.İşte bu düşmanlığın yarattığı neticede,insan hayatındaki hiçbir düzen sabit kalmaz,hep yeni denge noktaları meydana gelir.İnsan bilmese de veya bilmek istemese de hep hayatı değişir hiçbir şey sabit kalmaz.İnsana düşen her oluşan yeni denge noktalarında düzeni uymak,korumaktır.İnsanın yer yüzünde başına gelen hiçbir şeye üzülmemeli,stres olmamalıdır,çünkü her insanın yaşadığı hayat gerçek değildir,ve bu gerçek olmayan hayatta insana büyük sorumluklar verilmiştir.Dünya yaşantısı insanın şeytanla olan savaş alanıdır ve insan doğuştan bir savaşçı doğar.İnsanın en büyük silahı sabrıdır.Yer yüzünde insanın nefsine güzel gelen her şey şeytanın bir fitne arsacıdır,önemli olan dengedir.İnsan elindeki ile mutlu olmasının bilmelidir.İnsana istek ver arzuları sabrının ve takvasının ardından sonsuz yaşamda armağan edilecektir.İnsan çok çetin bir düşman olan,hasta,yaşlı,zengin,fakir ayrımı yapmaksızın her kese eşit musallat olan şeytandan kendini korumalıdır.Onun için önemli olan cehenneme yanında götüreceği ruhların sayısıdır.Zengin insanın fakirlik korkusu ile aldatır,Fakiri zenginlik hayalleri ile aldatır,güçleri ayrı ayrı binlerce şeytan ve onların ordularına katılmış insan ve cin toplulukları vardır.Fakat ALLAHIN emri ile takva sahibi insana birçokları yanaşamaz bile,çünkü ALLAH kulunu yer yüzünde yalnız bırakmamıştır,onu koruyan gözeten melekler yoldaş kılmıştır.İster dağın başında,ister yerin dibinde olsun onlar hep onun yanındadır.Fakat ALLAHI anmaktan uzak duran,onun büyüklüğünün ve yüceliğinin zikretmeyen insanları bu melekler ALLAHIN emri ile korumaz,bunlara her türden şeytan musallat olur durur ta ki o kul ALLAHA yönelinceye kadar.Şeytan insanın ruhunu ele geçirmek ister,ister ki kıyamet gününde ateşe bir insan daha onunla girsin.Bunların sebebi şeytanın insana verilen yüceliği kıskanmasıdır ve ona olan kinidir.Şeytan ALLAHIN sevgisini insanla paylaşmak istemediği için kibirlenmiş ve helake düşmüştür.Nasıl ki geçmişte ve günümüzde bir çok dinin gelen yeni dini kabullenmemesi ve kıskanması gibi.
Fakat insan şeytana karşı hiçte savunmasız bırakılmamıştır.İnsanın en büyük silahlarından biride zihin gücüdür.Bu öyle büyük bir güçtür ki,doğada ALLAHIN insan için yarattığı her şeye bu zihin gücü ile hükmeder.Yani insanlar farkında olmasa da çok büyük bir güce sahiptirler,insan konsantre olarak düşündüğü her şeyi kendine doğru çağırır,tabii büyük bir inanç ile.İnsan tüm isteklerine kendi zihin gücü ile sahip olabilir,sadece çok güçlü bir imana sahip olsun.İnsan hiçte küçümsenecek bir çanlı değildir.İnsan ALLAHIN öz ruhundan yaratılmıştır ve doğada ALLAHIN var ettiği her türlü canlıdan üstündür ve bunların yöneticisidir,ALLAHIN yer yüzündeki halifesi,hizbi yani gücüdür.İnsanın en büyük gücü zihnidir.İnsan beyin gücünü doğru kullanabilirse hem ALLAH nazarında hem de kulların gözünde değer kazanır.
Bir insan eğer bir işin olması istiyorsa öncelik kafasında bu işin olup bittiğini hayal etmeli ve buna sonsuz bir inançla inanmalıdır.Kul için imkansız olan ALLAH için mümkündür.ALLAHIN yer yüzünde yaratmış olduğu her şeyi canlı tutan enerjidir,insan beyni çok büyük bir enerji ile hayatını sürdürür,insan doğadaki her canlıdan enerji alır ve güçlenir.İnsan doğada enerji aldığı her canlıdan üstündür çünkü enerji alan insan veren doğadır.Fakat bu gerçeğe rağmen insan kendinden güçsüz doğaya karşı saygı duymalı ve alçak gönüllü olmalıdır.Unutmamak gerekir ki Sonsuz gücün ve sonsuz enerjinin sahibi ALLAH çok mütevazıdır.İnsan kendisine ALLAH tarafından verilen bu lütufa son derece saygılı olmalı ve sürekli şükretmelidir.Biz Müslüman toplumlarız fakat bizden ayrı dinler gelip geçmiştir ve bu dinleri hala yaşatmaya çalışan insanlar vardır.ALLAH kullarına bir topluluk başka bir topluluğu alaya almasın demiştir çünkü olabilir ya alaya alınan topluluk onlardan daha hayırlıdır.Çarpıcı bir örnek olarak Japon topluluklarda doğaya ve insana saygı hat safhadadır.Zihin gücüne bir örnek daha vermek gerekirse HZ. İsa efendimizin havarilerine söylediği bir söz çok çarpıcıdır eğer gönlünüzde bir nebze iman olsaydı,şu karşınızda duran ağaca kökünden sökül git derdiniz de oda bu emrinizi yerine getirirdi!.Görüldüğü gibi inanç gücünün anlamını kavramış olan insanlar bunları kullandığı zaman inançsız insanlar gözünde ya bir büyücü yada bir mucize sergilen kişiler oluveriyorlar.Hz. Musa kızıl denizi inancı ile ikiye böldüğünde,Hz. Süleyman inancı ile cinlere,şeytanlara,rüzgarlara ve doğadaki canlılara hükmettiğinde hep bu güçlü inançlarının hediyesini almışlardır.


Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..


21-01-2008 12:17 AM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla  Konu Gönder 

Yazdırılabilir Bir Sürümü Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Bu Konuyu Favorilerime Ekle

Forumlar Arası Geçişi

İletişim - Anasayfa - Yukarı Dön - İçeriğe Dön - Arşiv - RSS Syndication

Türkçe Çeviri: MyBB Turkiye
Üretici: MyBB 1.2.11
Lisans Hakları © 2002-2009 MyBB Group
Search Engine Optimization by SpiceFuse
Alt Forumlar Eklentisi by DragonFever
CleanBlue Theme Çeviri : ArchAngel
CBACK.DE CrackerTracker
Site Tasarım : ÇaKaL
Google Pagerank Checker