logo

Lalezarforum » GÜNCEL KONULAR VE MUHABBET » Mutfak Zevki » Püf Noktalar
--- Sofra Kültürü Farklarının Kaynakları
Kullanıcı Adı:  
Parola:     
    Giriş Üye Ol Yardım Üye Listesi Takvim Yeni Mesajlar Arama
Kayıt Olabilmek İçin Kutucukların İşaretini Kaldırmayın
Hızlı Kayıt Ol
Kullanıcı Adı Şifre Şifre Tekrar Email Email Tekrar



Bu Konuyu Görüntüleyenler
Cevapla  Konu Gönder 
Konu Görünümü | Doğrusal Görünüm
Sofra Kültürü Farklarının Kaynakları
Yazar Mesaj
Derbent
Administrator
*




Üye Bilgileri
Mesaj Sayısı : 1,574
Üye no : 2
Durum :
 Rep BiLgisi
Rep Derecesi : 13
Rep Ver :

Mesaj: #1
Sofra Kültürü Farklarının Kaynakları


Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..


  Aşiretlerde yemeksiz barış olmuyor!


Bu sofra nur olsun
Gada bela dur olsun
Yiyene afiyet olsun...

Daşa dökülmeye
Arta eksilmeye
Bu eve yoksulluk girmeye
Bu ocaktan geçmişlerin ruhuna 



Belki de, Mutfak ve Sofra  Kültürü gibi, birbirine bağlı iki alt başlıkta ele alınması daha doğru olan bu alan, az incelenmiş sosyal konulardan biridir. Daha doğrusu, gerektigi biçimde  yeterince irdelenmemiştir"
Farklı toplum birimlerin, sadece değişik  yiyecekleri değil, bu yiyeceklerin hazırlık biçimleri de, tarihe doğru gidildikçe, temel farklar göstermeye başlar. Eski toplumda yiyeceğin türü kadar önemli olan, onun, haşlama, kızartma, çiğ, sulu vb. olarak hazırlanıp hazırlanmamasıydı da. Musacılıkta, tören yemeklerinin mutlaka kızartılması veya haşlanmasının yasak veya gerekli olduğu törenlerin varlığını biliyoruz. Bunun izlerini, eski düğün, ölüm, nişan, doğum gibi tören yemek türlerinde açıkça görürüz
Aslında bu konu öylesine şeffaf bir yansıtıcıdır ki, sadece yemek düzenine bakmak bile, ilgili topluluğun devraldığı geleneklerin dayandığı toplum birim ilişkilerini, hiç olmazsa anahatlarıyla çözümlemeye, fikir edinmeye yeter.

Yemek düzeninin, Kadın, erkek ve çocuk sofraları biçiminde ayrıldığı toplum birimler ile erkek, kadın ve çocukların birlikte yemek yedikleri topluluklar,yemek yemeleri ve yiyecekleri  farklı şekilde biçimlenmiş atalarından ötürü böyle davranırlar.
Kadınlarını, çocuklarını, erkeklerden  ayrı sofraya oturtan, onları farklı vakitlerde yediren bir topluluk, bunu, kadınları veya çocukları aşağıladığı için yapmış değildi. Sadece kadınların yiyecek türleri, erkeklerin yiyecek türlerinden farklı olduğu içindi ve bunun da kaynağı, gelin gelen kadının farklı bir toplum birime aidiyeti idi. Demek ki, giderek cins ayrımı halini alan, bu uygulamanın kaynağında, farklı toplum birimlerin farklı yiyecekler konusu yatar. Bunu, kadına et yasağı falan haliyle de görürüz. Hatta bu nokta, kadının çiğenemeden yutması, sulu yiyecek yemeye zorlanması, gelin geldiği  kocasının topluluğun yemeğinden yememesi biçimlerine kadar ayrışmış görünüyor. En azından yeni gelinin, kocasının ana-babası ile aynı sofraya oturmaması; çocuk doğurana kadar gelinlik yapması&. gibi davranışlar bu nokta ile ilgili olmalıydı. Kocasına çocuk doğurarak veya temin ederek, kocasının  toplum birim aidiyetine geçiş yapmış bir kadın, bu noktada ortak sofraya, en azından görümce ve kaynanaları ile kadın sofrasına katılma hakkı kazanabiliyorsa, gelinlik döneminin davranışlarını, bugünkü anlamda saygıya bağlayarak açıklamak, eski toplumun  gerçeklerine karşı  bir saygısızlık olur.

Sofrada, erkek, kadın, çocuk biçiminde oturan bir Hıristiyan aile, günümüz ölçülerine göre modern bir görünüm veriyorsa da, orada da yemek saati, mutlaka ortak yemek yeme gibi, bireyi yemek işleminde hiç de özgür bırakmayan ve modernliğe hiç uygun olmayan noktalar olduğunu görürüz. Bu tarzı modernlik olarak övmek, sadece bütün toplumları, bütün tarihleri Batı ölçütleri ile yargılayan onulmaz bir  Batı hayranlığı ile mümkündür.

Bu topluluklar, sadece kadın ve erkek ayrımı (çocuk ayrımı oldukça nötr)  üzerine oturmuş; kendi arasında  iç evlilik uygulaması olan, dolayısıyla da  kadını farklı yemek türüne zorlama gereği  bulunmayan ön topluluklardan geliyor olmalıydı

Sosyologluğu, büyük şehirlerin etrafındaki gecekonduculuğun mafyalık ilişkileriyle bağlarını vb. anlatmak olarak kavrayan Emre Kongarlardan, bu alanlarda her hangi bir temel açılım yapması beklenemez. Fakat sadece sofrasına, yediklerine, yiyeceklerini hazırlama biçimlerine, sofra katılımcılarına bakmak bile  bize, o topluluğun bütün bir geçmişini yansıtabilecek kadar zengin bilgi taşıyabiliyorsa, bu noktaları derinleştirmek gerektiği açıktır

Bazı Diyanet görevlileri, sağ elle yemek yönündeki adapı  yaygınlaştırmak için hutbeler hazırlayacaklarına, çabalarını eski Arap topluluklarındaki yemek kültünün yukarda sıraladığımız ayrımlar temelinde incelemesine ayırsalar, çok daha faydalı bir iş yapmış olabilirlerdi


Bu konuda da, toplulukları günümüzün  değerleri temelinde  ele alarak, yargılayamayız. Orada ne eliyle yiyen yabanidir ,ne de erkek erkeğe yediği için, maçodur!  Sayısız kadın tanrıçası olan  eski Yunan topluluklarında da, genel bir kural olarak, sofralar erkek ve kadın  sofrası  olarak ikiye  ayrılıyordu.

Daha önceki çalışmalarda ortaya koyduğumuz gibi, bunun asıl nedeni, farklı tanrılara farklı yiyecek kuralı uygulayan eski toplumdaki sistemli bölünüş ve ona ait bireylerin bu kuralları takip etmesiydi. Eski kayıtlarda bazı tanrılara bazı yiyeceklerin/hayvanların sunusu da bu yüzden yasaktı. Totem dönemi için bu, iç yamyamlık yasağı demektir ve eğer bir topluluğun erkeklerinin sofrasındaki et, gelin gelen kadının toplum biriminin aidi olanların  eti ise, çok doğal olarak, o kadınlar o et/yiyecekten yiyemezlerdi.

En ilkelinden en modernine kadar, bildiğimiz bütün dinsel inançlarda, kutsal/haram hayvan/bitki motiflerinin bulunuyor olması bile, sofra kültürünün tek başına önemini ortaya koymaya yeter!
[

Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..
Gülay Fırat
Türkiyeye dünyanın dört bir yanından gelen turistlerin damak zevkleri de farklılık gösteriyor. Lüks otellerin yetkilileri de milliyetlerine göre çeşitlilik gösteren konukların damak zevklerine uygun mönüler hazırlıyor. Buna göre, Alman ve Amerikalılar kebap çeşitlerini
seviyor, Çinli ve Japonlar yine suni yiyor. Araplar et balık ne olursa aynı öğünde tüketirken, İspanyol ve İtalyanlar, zeytinyağlı Türk mezelerine bayılıyor
...

Her ülkenin mönüsü farklı

·  ABDLİ: Türk yemeklerini beğeniyorlar. Çentik kebabı, beğendili kebap, mantı seviyorlar. <o:p></o:p>
Türk meze tabağından hoşlanıyorlar. Genel olarak bol yeşil salata, patates ve dana biftekleri tercih ediyorlar. Şarap, bira ya da kola içiyorlar. Yaşlıları, sadece otelde yiyor. Çok baharatlı Türk yemeklerini istemiyor
·  RUS: Özellikle ızgara edilmiş balığın her türünü seviyorlar

·  İNGİLİZ: Doğranmış kuşbaşının sebzeyle karıştırılmış olmasından hoşlanıyorlar. Yine yoğurtlu kebaplar, bira favorileri·  ALMAN: Ayrım yapmıyorlar. Döner, kebap, pide seviyor. Kuru kayısılı, incirli tatlılardan hoşlanıyorlar
·  FRANSIZ: Kuzu eti, beğendili kebap favorileri
·  JAPON, KORELİ VE ÇİNLİLER: Tutucular. Gittikleri yerde özellikle kendi <o:p></o:p>
mutfağını istiyorlar. Başka mutfaklar denemek gibi bir iddiaları yok. Tatlı olarak tropikal meyveler ya da onlardan yapılan dondurmaları tercih ediyorlar.·  İSPANYOL VE İTALYANLAR: Zeytinyağlı mezelere bayılıyorlar. Zeytinyağlı dolmalar, enginar, fasulye, özellikle imambayıldı, ayrıca kısır, patlıcan ezmesi, midye dolması favorileri arasında
·  NORVEÇ, İSVEÇ VE DANİMARKALILAR: Deniz ürünleri, buğulama, ızgara tercih ediyorlar. Güveçte defne mantarla pişen balıklar favorileri. Kuzu etinden
yapılan yiyecekler ilgi çekiyor.
·  ARAPLAR: Yemek masasına aynı anda tüm kebap çeşitleri, etler, balıklar tavuklar, kuzular, sulu ev yemekleri dahil her şeyi istiyorlar. Zengin tatlı tabakları hoşlarına gidiyor
·  İSRAİLLİ: Yemekte çok tutucular, her yemeği yemiyorlar. Soğuk olarak somon füme, levrek ızgara tercihleri


Malatya Mutfak Kültür ü 
Sofra Duası
Yemeğe bismillah ile başlanır, elhamdülillah ile bitirilir.

Bismillah sofranın üstü,
Elhamdülillah sofranın altıdır. Düğün ve ölü-kurban yemeklerinde karnını doyuran kalkmaz.
Yemek sonunda (bilen) biri dua eder.
Bismillahirrahmanirrahim
Bu sofra nur olsun
Gada bela dur olsun
Yiyene afiyet olsun
Gazanıp getirene Beytullah nasip olsun
Daşa dökülmeye
Arta eksilmeye

Bu eve yoksulluk girmeye

Bu ocaktan geçmişlerin ruhuna
Lillahil Fatiha.



Sofra ile İlgili Gelenek ve Görenekler
- Sofra başındayken dışardan gelen olduğu zaman misafir sofraya buyur edilir

Yemek yiyenler sofradan kalkmazlar. - Sofrada yabancı bir misafir varsa eksiklikler göz-kaş işaretiyle istenerek
tamamlanır, diğer zamanlarda seslenerek istenir.
- Sofrada misafir varsa misafir karnını doyurup kalkmadan sofradan kalkılmaz
Misafir yoksa karnını doyuran sofradan birşeyler bahane ederek kalkar.
- Akçadağ Örende ilk sofra büyüklere kurulur, ikinci sofra kızla geline kurulur.
- Normal zamanlarda yemek duası yapılmaz, sofradan şükredilerek kalkılır. Bir topluluğa yemek veriliyorsa o zaman yemek duası yapılır. Sofra duası yapılırken bir el sofranın kenarına değdirilir.
- Sofrada su istendiğinde su büyüğe verilir fakat, büyük küçüğe ikram eder.
- Yemek yendikten sonra sofra bekletilmez. Eğer kaldırılması gerekirse Muhtarın hanımını çağırın da gelsin kaldırsın denir.
- Sofrada ilkin yemeğe erkekler başlar. Yemeğe Bismillah diyerek başlanır. Sofrada yemeğe başlarken içlerinde en büyük olanı Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillah, Yarabbi verdiğine, keremine çok şükür der. Sofrada yemeğe besmeleyle başlanmazsa şeytanın da yemeğe ortak olacağına inanılır.
- Hekimhanın Kızılkaya köyünde sofrada yemek yenirken sofrada oturanlar misafir dahi olsa sofra üzerine gelenler içeri girmez ve selam vermezler. Yemekten kalktıktan sonra selam verilip hoş geldin denilir.Arta eksilmeye
Taşa dökülmeye
Biz bir yedik

Cenâb-ı Allah bin vere.
Hakkın divanına kaydola. On iki imam defterine yazıla
gibi dualar lokma verilen yemek sonunda okunur.

Dua bittikten sonra herkes işaret parmağı ile başparmağını birleştirip ağzına götürür,
öper ve başına koyar. Sonra bir lokma daha yer, Allah kabul eylesin deyip kalkar.

Çerkeslerde Sofra Kültür ü
Sofra, Çerkeslerde insanların nezaket imtihanından geçtiği yerdir.....

yemekleri medhetmek gibi inceliklere dikkat etmek gerekir
Şayet bir misafir varsa yemeğe başlamadan önce ev sahibi güzel bir konuşma yaparak iltifat eder. Yemekten sonra da misafir bir teşekkür konuşması yapar

Küçükler büyüklerle birlikte sofraya oturmazlar

Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..
Çerkeslerde Misafirperverli k
Adetler Konukseverlik Çerkeslerin en büyük özelliklerindendir. Bu konuda hata yapanı hiç affetmezler. Bir Çerkes atasözü: Ün salmak için keskin kılıç ve kırk sofra
gereklidir der. Savaşta kılıçla, toplantılarda da güzel söylevlerle ün kazanıldığı gibi konukseverliklerde de ün salmaya çalışırlar. Kafkasyada her evin mutlaka bir konuk odası vardır ve sürekli açıktır. Konuğa yatak ve yemek çıkarmak üzere hazırlıklı bulunmakta her kadının asal görevidir

Atlı, konuk olacağı odaya yaklasınca, ev sahibinini mevki ve şerefine göre odadan ne kadar uzaklıkta inmesi gerekeceğini takdir eder. Yaşlı soylu ve Thamadeler ancak odanın önüne kadar attan inmeden gelebilir. Diğerleri ev sahibi sayılır. Her hangi biri ise 30-40 metre uzakta attan iner.  Vücut dik olarak attan süratle ve sol tarafından inmek incelik olmakla birlikte atın omuzuna doğru çok eğilmek ayıptır. İnerken sol eli ile yalnız atın başını tutar. Hayvanın yelesini tutmak ayıptır.




  HAKKARIDE <A href="http://<A">SOFRA ADABI

Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..
Sofralar oldukça zengin bir yapıya sahiptir. Hazırlanan yemekler tek tek değil de tümü bir arada sofraya getirilir ve isteyen istediği yemekten yer.<o:p></o:p>
Masada yemek yeme alışkanlığı görülmemektedir. Yemek, yere serilen muşambadan sofralıklar üzerinde, yere bağdaş kurularak yenir. Sofraya önce yaşlılar sonra da evin diğer fertleri oturur. Ailenin kalabalığına göre tüm aile fertleri bir arada yiyebildiği gibi, önce erkeklerin sonrada kadın ve çocukların birlikte yedikleri de olur

Misafir bulunan durumlarda da sofraya önce erkekler oturur sonrada sofra kadın ve çocuklar için evin başka bir odasına götürülür. Yemekler ayni kaptan yenir, eksildikçe ilave edilir. Bu durum sofraya oturanlar doyuncaya kadar devam eder.

Ekmek her zaman ihtiyaçtan fazla konur. Yemekte bıçak kullanma alışkanlığı görülmemektedir. Sofrada misafir varsa ev sahibi misafir çekilmeden doysa bile sofradan çekilmez. misafire eslik eder. Sofra kalktıktan hemen sonra semaver getirilerek çay içilir


Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..


Bu Mesaj 11-03-2008 08:55 AM değiştirilmiştir. Değiştiren... : Derbent.

11-03-2008 08:50 AM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla  Konu Gönder 

Yazdırılabilir Bir Sürümü Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Bu Konuyu Favorilerime Ekle

Forumlar Arası Geçişi

İletişim - Anasayfa - Yukarı Dön - İçeriğe Dön - Arşiv - RSS Syndication

Türkçe Çeviri: MyBB Turkiye
Üretici: MyBB 1.2.11
Lisans Hakları © 2002-2009 MyBB Group
Search Engine Optimization by SpiceFuse
Alt Forumlar Eklentisi by DragonFever
CleanBlue Theme Çeviri : ArchAngel
CBACK.DE CrackerTracker
Site Tasarım : ÇaKaL
Google Pagerank Checker